• Söğütözü Mahallesi, Yaşam Cd. 13/66, 06500 Yenimahalle/Ankara
  • (0312) 231 80 76
  • [javascript protected email address]
Toplam 61 kayıt bulundu.

Arama Sonuçları

Murat Tezcan: Orman Tahdit Sınırları İçine Almak Suretiyle Tapulu Taşınmaza Kamulaştırmasız El Atma

Murat Tezcan: Orman Tahdit Sınırları İçine Almak Suretiyle Tapulu Taşınmaza Kamulaştırmasız El Atma

Kişiler üzerine geçerli olarak tapu kaydı yapılmış arazilerin sonradan kadastro tespit işlemleri ile orman tahdit sınırlarına dahil edilmesi sonucu kişilerin tapulu taşınmazlarını kullanamaz hale gelmesi ve dolayısıyla Anayasa ile korunan mülkiyet haklarının içinin boşaltılması konusunda yaşanan mağduriyetlere karşı aşağıda gidilebilecek yargı yolları, bu konudaki emsal yargı kararları, değişiklikler ve doktrindeki görüşler incelenmeye çalışılmıştır.

http://www.ghgazete.com/murat-tezcan-orman-tahdit-sinirlari-icine-almak-suretiyle-tapulu-tasinmaza-kamulastirmasiz-el-atma
 
Soyut Kamu Yararı Kararıyla Sınırlandırılan Mülkiyet Hakkı

Soyut Kamu Yararı Kararıyla Sınırlandırılan Mülkiyet Hakkı

(Terazi Hukuk Dergisi'nde yayınlanmıştır) Kamulaştırma Kanun’un 25. Maddesinde yapılan değişlikle birlikte, kamulaştırma işlemi henüz tamamlanmamış taşınmaz üzerinde yeni sınırlamalar getirmiştir. Birey ile devlet menfaati çatışmasında, iki yarardan birinin tercih edilmesi anlamına gelebilecek düzenleme, adil dengenin sağlanabilmesi için evrensel mülkiyet hukuku ve Anayasa hukuku yönüyle incelenmiştir.

http://www.ghgazete.com/soyut-kamu-yarari-karariyla-sinirlandirilan-mulkiyet-hakki
 
10 Soruda Kentsel Dönüşüm

10 Soruda Kentsel Dönüşüm

Düzensiz ve kontrolsüz kentleşmenin bir sorunu olan riskli yapılar ve alanlar Türkiye'nin gündeminde olmaya devam ediyor. Büyük kentlerde yaşayana tüm vatandaşlarımızı çok yakından ilgilendiren "Kentsel Dönüşüm" konusunu sizler için 10 soruda anlatmaya çalıştık.

http://www.ghgazete.com/kentsel-donusum
 
Kamulaştırmasız El Atma Davalarından Kaynaklanan İlamın Yerine Getirilmemesi <b class=red>Sorunu</b>

Kamulaştırmasız El Atma Davalarından Kaynaklanan İlamın Yerine Getirilmemesi Sorunu

Anayasa Mahkemesi'nin 2013/713 sayılı bireysel başvuru sonucu verdiği karar kamulaştırmasız el atma tazminatının ifa edilmemesi sorununu mülkiyet hakkı çerçevesinde değerledirmiş ve söz konusu yapılmayan ödemelerin de bir hak ihlali olduğu kanaatine varmıştır.

http://www.ghgazete.com/kamulastirmasiz-el-atma-davalarindan-kaynaklanan-ilamin-yerine-getirilmemesi-sorunu
 
Kamulaştırmasız El Atma Davalarında “Taşınmazın El Atma Tarihindeki Nitelikleri” <b class=red>Sorunu</b>

Kamulaştırmasız El Atma Davalarında “Taşınmazın El Atma Tarihindeki Nitelikleri” Sorunu

2942 sayılı Kamulaştırma Kanun’un geçici 6. Maddesinde yer alan, 1956-1983 yılları arasında yapılan kamulaştırmasız el atmalar nedeniyle açılan tazminat davalarında, taşınmazın bedelinin belirlenmesinde el atma tarihindeki niteliklerinin gözetilmesi zorunluluğu evrensel mülkiyet hukuku çerçevesinde, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve AİHM kararları ışığında incelenmiştir. Bu kapsamda yargı kararları ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşme hükümlerinin ne anlam ifade ettiği değerlendirilmeye çalışılmıştır.

http://www.ghgazete.com/kamulastirmasiz-el-atma-davalarinda-tasinmazin-el-atma-tarihindeki-nitelikleri-sorunu
 
10 SORUDA ÖNALIM HAKKI

10 SORUDA ÖNALIM HAKKI

  1. ÖNALIM HAKKI NEDİR? Bir kişi malını üçüncü bir kişiye satmak istediğinde, önalım hakkı sahibinin bu malı öncelikli olarak satın alma hakkı vardır. Hak sahibinin önalım hakkını kullanması ile yeni bir hukuki ilişki ortaya çıktığı için bu hak, yenilik doğuran bir haktır ve yenilik doğuran(inşai) bir dava ile kullanılır. 2. ÖNALIM HAKKININ ÇEŞİTLERİ NELERDİR? Önalım hakkı “yasal önalım hakkı, sözleşmeden doğan önalım hakkı ve sınırdaş tarımsal arazi malikinin önalım hakkı” olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Yasal önalım hakkı Türk Medeni Kanunu m.732’de; sözleşmeden doğan önalım hakkı Türk Medeni Kanunu m.735 ve Türk Borçlar Kanunu m.240 vd.’nda; sınırdaş tarımsal arazi malikinin önalım hakkı ise 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu’nda düzenlenmiştir. Önalım hakkının türleri arasında sıkı bir ilişki bulunsa da düzenlendikleri hükümler arasında farklılık taşıyan özellikler de bulunmaktadır. Yasal önalım hakkı ayrıntılı olarak Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenme imkanı bulmuşken, sözleşmeden doğan ve sınırdaş tarımsal arazi malikinin önalım hakkı yasal önalım hakkına yapılan atıflar ile hüküm altına alınmıştır. a)      Yasal Önalım Hakkı TMK m.732’de “devir kısıtlamaları” başlığı altında hükme bağlanmıştır. Paylı mülkiyette bir paydaşın, taşınmaz maldaki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde, diğer paydaş veya paydaşların açacakları dava üzerine verilecek kararla onlara bu payı aynı şartlarda, öncelikle satın alma ve mülkiyetini kazanma imkanı veren, kanundan doğan, eşyaya bağlı bir haktır. Hakkın kullanılması yenilik doğuran bir dava ile mümkün olup, eski Medeni Kanun zamanında olduğu gibi, yenilik doğuran bir irade beyanıyla veya başka şekillerde kullanılması mümkün değildir. Yasal önalım hakkı paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda kendiliğinden kanundan doğar ve payın üçüncü bir kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir. Hakkın doğması ve kullanılması için tapu siciline şerh edilmesine gerek yoktur. Önalım Olayı   Önalım hakkının kullanılabilmesi önalım hakkının doğmasını sağlayan önalım olayının (Vorkaufsfall) gerçekleşmesine bağlıdır. Önalım olayı, zorla yani cebri olmayan, iradi, ivazlı ve cüz’i halefiyet yoluyla gerçekleşen devir işlemleriyle, özellikle de satım sözleşmesiyle gerçekleşir. Satış sözleşmesinde, isteğe bağlı (ihtiyari) artırma yoluyla yapılan satışlarda (özel artıma veya açık artıma şeklinde), tapuya şerh edilmiş alım ve geri alım hakkının kullanılması durumunda, ifa yerine geçen edimlerde, üst hakkının satılmasında önalım olgusunun gerçekleştiği kabul edilir.(HATEMİ, Hüseyin/ SEROZAN, Rona/ ARPACI, Abdülkadir, Eşya Hukuku, İstanbul, 1991 s.609)   Önalım hakkı, yalnız payın satılması halinde kullanılacağı için üzerinde paylı mülkiyet bulunan taşınmazın tamamının veya bir kısmının satılması halinde kullanılmaz. Çünkü bu durumda paydaşlar aynı zamanda paylı mülkiyet ilişkisini de oybirliği ile tamamen veya kısmen ortadan kaldırmış olmaktadırlar. Nitekim Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2016/7286 E. 2017/3070 K. ve 17.04.2017 tarihli bir kararında da şu ifadelere yer verilmektedir :“ Uyuşmazlık: dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmazda paydaş olmayan davalının yargılama aşamasında başka hisse almak suretiyle paydaş konumuna gelmesi halinde eldeki davanın dinlenip dinlenemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Bilindiği üzere; önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma hakkına veren bir haktır.Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.” Yasal önalım hakkı, paya bağı bir haktır. Bu hak, pay dolayısıyla elde edildiğinden, pay kimin mülkiyetine geçerse, onun tarafından kullanılabilir. Yasal önalım hakkı ayni nitelikte bir hak olmayıp, bu hakkın paydan ayrı ve bağımsız olarak başkasına devredilmesi veya miras yoluyla geçmesi de söz konusu değildir. Zira bu hak, paydaşın şahsında vücut bulmaktadır. Yasal önalım hakkı ile getirilen kısıtlama, kanundan doğan ancak özel hukuka dayanan bir kısıtlama olması dolayısıyla kamu hukuku nitelikli kısıtlamalarla bir ilgisi yoktur. Bu itibarla, yasal önalım hakkı, bir paydaşın üzerinde paylı mülkiyet bulunan bir taşınmazdaki payını üçüncü bir kişiye satması ve diğer paydaş/paydaşların bu haklarını dava yoluyla kullanmaları halinde söz konusu olur. Buna karşılık, paydaş/paydaşlar, önalım hakkını kullanmadığı takdirde, yapılan satış geçerli olarak varlığını sürdürür. Yasal Önalım Hakkının Şartları Yalnız paylı mülkiyete tabi taşınmazlarda söz konusu olur. Diğer mülkiyet çeşitlerinde özellikle elbirliği mülkiyeti ile kat mülkiyetinde uygulanmaz. Taşınmaz üzerindeki mülkiyet payının tamamen veya kısmen satılması halinde söz konusu olur.(önalım olayı) Üçüncü kişilere yapılan pay satışlarında söz konusu olur ve hak sahibi paydaş tarafından üçüncü kişi (alıcı) aleyhine açılacak bir önalım davasıyla kullanılır. Önalım hakkı, payı satın alan üçüncü kişilere karşı kullanılır. Zira paydaşın diğer bir paydaş aleyhine önalım davası açma hakkı yoktur. b)     Sözleşmeden Doğan Önalım Hakkı Yükümlüsünün hakkın konusu olan şeyi bir üçüncü kişiye satması halinde, hak sahibine dava yoluyla satılan şeyin mülkiyetinin kararlaştırılan bedel karşılığında kendisine nakil yetkisi veren yenilik doğurucu bir haktır.TMK m.735’te taşınmaz mülkiyetine getirilen kısıtlamalar çerçevesinde bir iradi kısıtlama sebebi olarak, TBK m.240 vd.’nda satış ilişkisi doğuran haklar üst başlığı çerçevesinde düzenlenmiştir. TBK m.241/2’de“Önalım hakkı kullanıldıktan sonra satış sözleşmesi ortadan kaldırılırsa ya da alıcının şahsından kaynaklanan sebeplerle onaylanmazsa, bu durum önalım hakkı sahibine karşı ileri sürülemez.”ifadelerine yer verilmiştir. Nitekim önalım borçlusu ve yeni malik, ikale sözleşmesi ile sözleşmeyi ortadan kaldırsalar dahi, bunu, önalım hakkı sahibine karşı ileri süremezler. Sözleşmeden Doğan Önalım Hakkının Devri TBK m. 239’a göre “Aksine anlaşma olmadıkça, sözleşmeden doğan önalım, alım ve gerialım hakları devredilemez, ancak miras yoluyla geçer. Bu hakların devredilebileceği sözleşmeyle kararlaştırılmışsa, devir işlemi hakkın kullanılması için öngörülen şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz.” İlgili maddede de ifadesini bulduğu üzere önalım hakkı kural olarak devredilmez, fakat bu hüküm emredici nitelikte olmadığı için taraflar adi yazılı şekilde yapacakları bir sözleşme ile aksini kararlaştırabilirler. c)      Sınırdaş Tarımsal Arazi Malikinin Önalım Hakkı 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu’nun “Tanımlar” başlığı altında tarım arazisi “Toprak, topografya ve iklimsel özellikleri tarımsal üretim için uygun olup, halihazırda tarımsal üretim yapılan ve yapılmaya uygun olan veya imar, ihya, ıslah edilerek tarımsal üretim yapılmaya uygun hale dönüştürülebilen arazi” olarak tanımlanmıştır. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu m.8/İ (30/4/2014 - 6537 sayılı K.)uyarınca ; 1)      Mirasçıların terekede bulunan tarımsal arazi hakkında aile malları ortaklığı veya kazanç paylı aile malları ortaklığı kurulmasına karar vermeleri halinde, ortaklardan birinin payını üçüncü bir kişiye satması halinde, diğer ortaklar 2)      Tarımsal arazilerin satılması halinde, sınırdaş tarımsal arazi malikleri önalım hakkına sahiplerdir.                          Bu düzenlemeyle birlikte komşu tarımsal araziler birleştirilerek tarımsal alanların bölünmesinin önüne geçilmesi istenmektedir. Dikkat edilecek olursa tarımsal arazi vasfında bir taşınmazın üçüncü kişilere satışı halinde, taşınmaza komşu olan malikin yasal önalım hakkını kullanmasına imkân sağlanmıştır. Burada belirtilen önalım hakkının kullanılabilmesi içinher şeyden önce ortada tarımsal arazi niteliği taşıyan bir araziler ve bu araziler arasında bir sınır komşuluğu bulunmalıdır. Nitekim Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2016/159 E. 2018/3716 K. ve 14.05.2018 tarihli kararına göre : “5403 sayılı Kanun uyarınca sınırdaş tarımsal arazi malikinin önalım hakkını kullanabilmesi için satışa konu olan dava konusu taşınmazın da tarımsal arazi niteliğinde bulunması gerekir. Oysa dosya içinde bulunan inşaat ve ziraatçı bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmazın üzerinde ağaçların yanısıra tek katlı bina ve havuz inşaatının da bulunduğu belirtilmiştir. Mahkemece, dava konusu taşınmazın fiili kullanım durumuna ilişkin yeterli inceleme yapılarak tarımsal arazi mi yoksa bahçeli ev niteliğinde mi olduğu belirlenerek, bahçeli ev niteliğindeyse, dava konusu taşınmazın tarımsal arazi niteliği taşımadığından davanın reddine, tarımsal arazi niteliği taşıması halinde şartları oluşan önalım hakkının kabulüyle, önalım bedelinin depo edilmesine karar verilmesi gerekirken, davacının iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu gerekçeyle hükmün bozulması gerekmiştir.”Yargıtay kararında da vurgulandığı üzere 5403 sayılı Kanun ile tanınan önalım hakkının kullanılabilmesi için dava konusu taşınmazın tarımsal arazi niteliğinde olması ön koşuldur. 5403 sayılı Kanunla tanınan önalım hakkında sınırdaş malik, tarımsal arazi vasfındaki komşu parselin satıldığını öğrendiği zaman veya komşu parselin taşınmazını satacağını bildirmesi üzerine satış bedelini öğrenmek suretiyle önalım hakkını kullanabilecektir. TMK’da yasal önalım hakkı sadece paylı mülkiyette paydaşlara tanınmış bir hak iken 5403 s. Kanunda önalım hakkı paydaş olmayan sınırdaş arazi maliklerine de tanınmış, önalım hakkının kapsamı genişletilmiştir.   3. ÖN ALIM (ŞUFA) HAKKI NASIL KULLANILIR, ÖN ALIM HAKKININ KULLANILMASINDA UYGULANACAK USUL NEDİR? Taşınmaz mülkiyetinin kısıtlanması kimi zaman dayanağını hukuki işlemlerden kimi zaman da doğrudan kanundan almaktadır. Ön alım hakkı da taşınmaz mülkiyetini kısıtlayan hallerden biri olduğundan bu başlık altında hukuki işlem yani sözleşmeden doğan ön alım hakkının kullanılması ile kanundan doğan ön alım hakkının kullanılması konuları ayrı ayrı değerlendirilecektir. Sözleşmeden doğan ön alım hakkının kullanılabilmesi için öncelikle yazılı bir ön alım sözleşmesinin yapılması gerekmektedir. Ön alım sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nun “Önalım sözleşmesinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.” şeklindeki 237. madde hükmü uyarınca adi yazılı şekil şartına tabidir. Sözleşmeden doğan ön alım hakkının kullanılabilmesi için ikinci olarak ise taşınmazın Türk Borçlar Kanunu’nun 240. maddesi uyarınca satış ya da ekonomik bakımdan satışa eşdeğer bir işleme konu olması gerekmektedir. Ancak burada önemle belirtmek gerekir ki taşınmazın, mirasın paylaşımında mirasçılardan birine özgülenmesi, cebrî artırma yoluyla satışı ve kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi ve bunlara benzer amaçlarla edinilmesi hâllerinde ön alım hakkı kullanılamaz. Ön alım hakkının hangi süre içinde kullanılabileceği taraflarca sözleşmede kararlaştırılabilmektedir. Ancak bu süre, Türk Borçlar Kanunu’nun 238. maddesine göre en çok 10 yıl olabilmektedir. Eğer bu süre içinde bir satış yapılıp hakkın kullanılması imkânı doğmazsa ön alım hakkı sona erer (A. Lale Sirmen, Eşya Hukuku, s. 450, Yetkin Yayınları, Ankara, 2013). Sözleşmeden doğan ön alım hakkının kimlere karşı kullanılabileceği, Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiştir. Ön alım hakkı, tapu kütüğüne şerh verilmişse şerhte belirtilen sürede ve belirtilen koşullara göre her malike karşı kullanılabilir (TMK md. 735). Ön alım hakkının şerh verilmemesi durumunda ise bu hak kişisel bir hak olduğundan sadece ön alım hakkını tanıyan malike ve onun külli haleflerine karşı kullanılabilecektir. Sözleşmeden doğan ön alım hakkının nasıl kullanılacağı da Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 734. maddesinde esasen yasal ön alım hakkının nasıl kullanılacağı düzenlenmiş; 735. maddesinde ise “Yasal önalım hakkının kullanılmasına ve vazgeçmeye ilişkin hükümler sözleşmeden doğan önalım hakkında da uygulanır.” ifadesine yer verilmek suretiyle her iki ön alım hakkının da aynı şekilde, dava açılması suretiyle kullanılabileceğini belirtilmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili 242. maddesinde ise “Sözleşmeden doğan önalım hakkını kullanmak isteyen hak sahibi, bu hak şerh edilmiş ve taşınmazın mülkiyeti alıcı adına tescil edilmişse alıcıya; aksi takdirde satıcıya karşı dava açmak zorundadır.” ifadeleri kullanılmak suretiyle Türk Medeni Kanunu’na paralel bir düzenlemeye yer verilmiştir. İlgili yasal düzenlemelere göre sözleşmeden doğan ön alım hakkı, ancak dava açılarak kullanılabilecektir. Her ne kadar ön alım hakkının tapuya şerh verilmesinin etkisi ileride değerlendirilecek olsa da burada da tapu kütüğüne şerh verilen ön alım hakkı ile şerh verilmeyen ön alım hakkının kullanımında meydana gelen farklılığa değinilmesi gerekmektedir. Yukarıda bahsedildiği gibi ön alım hakkı tapu kütüğüne şerh verilmediği takdirde yalnızca ön alım hakkını tanıyan malike ve onun külli haleflerine karşı kullanılabilecektir. Böyle bir durumda malik ön alım sözleşmesinin konusunu teşkil eden taşınmazı üçüncü bir kişiye satar ve mülkiyeti üçüncü kişi üzerine geçirirse ön alım hakkı sahibi, yalnızca satıcıdan borca aykırı bu eylem nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep edebilecek; alıcıya karşı tescile zorlama davası açamayacaktır. Sözleşmeden doğan ön alım hakkının tapu kütüğüne şerh verilmesi halinde ise ön alım hakkı sahibinin bu hakkını şerhte belirtilen sürede ve belirtilen koşullara göre her malike karşı kullanabileceğine yukarıda değinilmişti. Bu durumda ön alım hakkı sahibi, ön alım sözleşmesinin konusunu oluşturan taşınmazı satın alan alıcıya karşı tescile zorlama davası açabilecek ve ön alım hakkını kullanabilecektir. Söz konusu davada bir yandan ön alım hakkının kullanılmasıyla birlikte alıcı ile hak sahibi arasında satış ilişkisi doğmakta bir yandan da bu ilişkiye dayanılarak alıcı tescile zorlanmakta ve mülkiyetin ön alım hakkı sahibine geçirilmesi sağlanmaktadır. Tescile zorlama davasında Türk Medeni Kanunu’nun 734. maddesi uyarınca ön alım hakkı sahibi, kendisine mülkiyetin geçirilmesine karar verilmeden önce, satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderlerini, hâkim tarafından belirlenen süre içinde hâkimin belirleyeceği yere nakden yatırmakla yükümlüdür. Ön alım hakkı sahibi bu yükümlülüğünü yerine getirdikten sonra mahkeme, mülkiyetin ön alım hakkı sahibine geçtiğine karar vermektedir. Bu kararın kesinleşmesiyle birlikte mülkiyet, ön alım hakkı sahibine geçmektedir. Bu durum mülkiyetin tescilsiz kazanılma hallerinden biri olup tescilin buradaki etkisi açıklayıcıdır. Yasal ön alım hakkının kullanılması ile ilgili olarak Türk Medeni Kanunu’nun 732. maddesi uyarınca paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması hâlinde, diğer paydaşlar ön alım hakkını kullanabilirler. Burada yasal ön alım hakkı Kanun’dan kaynaklandığından bu hakkın kullanılabilmesi herhangi bir sözleşmenin yapılmış olmasına bağlı değildir. Yasal ön alım hakkının kullanılabileceği süre ileride “hak düşürücü sürelere” ilişkin başlık altında izah edileceğinden burada değerlendirilmemektedir. Yasal ön alım hakkının nasıl kullanılacağı yukarıda belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiştir. Yasal ön alım hakkı, alıcıya karşı dava açmak suretiyle kullanılabilmektedir.Sözleşmeden doğan ön alım hakkının kullanıldığı davaya ilişin olarak yukarıda yapılan açıklamalar, Türk Medeni Kanunu’nun düzenlemesi sebebiyle burada da geçerlidir. Yasal ön alım hakkının kullanılması ile ilgili farklı olarak birden fazla paydaşın bu hakkını kullanması sorunu gündeme gelmektedir. Bu sorunun çözümüne yönelik yasal bir düzenleme bulunmasa da Yargıtay Büyük Genel Kurulun 11.06.1947 tarihli 5/18 sayılı içtihadı birleştirme kararı burada uygulamaya yön vermektedir. İlgili kararda“İzaha hacet yoktur ki, gerek müstakil olsun ve gerek şayi olsun herkesin mülkünde istediği gibi tasarruf etmesi ve rızası olmadıkça kimsenin elinden mülkünün alınmaması insanların en başta gelen hürriyet hakkının tabii ve zaruri neticesidir. Fakat çok defa ihtilaf ve münazaalara yol açan iştiraki, mümkün olduğu kadar tahdit etmek ve aynı zamanda hissedarlar arasına yabancı sokmamak ihtiyacına mebni kıyasa muhalif olarak kanuni şufa hakkı ve bu hakla mülkiyetin takyidi kabul olunmuş bulunmaktadır. Bu ihtiyaç ve illette hissesi az olan da çok olan da eşittirler.” ifadelerine yer verilmiştir. Buna göre birden fazla paydaşın yasal ön alım hakkını kullanması durumunda her bir paydaş satılan paydan pay oranına bakılmaksızın eşit hisse edinebilmektedir. 4. ÖN ALIM (ŞUFA) HAKKINDAN FERAGAT VE BU HAKKI KULLANMAKTAN VAZGEÇMEK MÜMKÜN MÜDÜR? YASAL ÖN ALIM HAKKININ KULLANILMASI NASIL ENGELLENİR? Türk Medeni Kanunu, ön alım hakkından feragat ve ön alım hakkını kullanmaktan vazgeçmeyi ayrı ayrı düzenlemiştir. Bu konuyu değerlendirirken de ikili bir ayrım yapılmasında fayda bulunmaktadır. Zira ön alım hakkından feragat yalnızca yasal ön alım hakkı için mümkünken ön alım hakkını kullanmaktan vazgeçme hem yasal ön alım hakkı için hem de sözleşmeden doğan ön alım hakkı için mümkündür. Ön alım hakkını kullanmaktan vazgeçmeye ilişkin hükümler Türk Medeni Kanunu’nun 733. maddesinde düzenlenmiş olup Türk Medeni Kanunu’nun 735. maddesinin atfı sebebiyle gerek yasal ön alım hakkına gerekse sözleşmeden doğan ön alım hakkına uygulanmaktadır. Yasal ön alım hakkından feragat etmek, yukarıda bahsedildiği gibi mümkündür. Ancak bahse konu feragat, Kanunla özel şekle tabi tutulmuştur. Türk Medeni Kanunu uyarınca ön alım hakkından feragatin resmî şekilde yapılması ve tapu kütüğüne şerh verilmesi gerekir. Görüldüğü üzere yasal ön alım hakkının kullanımı, paydaşlar arasında yapılacak bir sözleşme ile engellenebilmekte; söz konusu hak ortadan kaldırılabilmektedir. Ön alım hakkını kullanmaktan vazgeçmek de yine Türk Medeni Kanunu uyarınca mümkündür. Bu imkân, yukarıda değinildiği gibi hem yasal ön alım hakkı sahiplerine hem de sözleşmeden doğan ön alım hakkı sahiplerine tanınmıştır ve aynı koşullara tabidir. Belirli bir satışta ön alım hakkını kullanmaktan vazgeçme, yazılı şekle tâbidir ve satıştan önce veya sonra yapılabilir. Ön alım hakkından feragat, ön alım hakkının bütün ön alım olaylarına ilişkin olarak ortadan kaldırılmasınıifade ediyorken; ön alım hakkını kullanmaktan vazgeçme, ön alım hakkının bir satış için ortadan kaldırılmasını ifade etmektedir (A. Lale Sirmen, Eşya Hukuku, s. 461, Yetkin Yayınları, Ankara, 2013). Yasal ön alım hakkının kullanımı, paydaşlar arasında yapılacak bir sözleşme ile engellenebileceği gibi kullanımı için öngörülen yasal süre içerisinde kullanılmaması halinde de engellenmektedir. Bu husus, ileride “hak düşürücü sürelere” ilişkin başlık altında izah edileceğinden burada değerlendirilmemektedir. Ayrıca cebrî artırmayla satışlarda da önalım hakkı kullanılamayacağından bu durumda da yasal ön alım hakkının kullanımı engellenmektedir.   5. YASAL ÖNALIM HAKKININ KULLANILAMAYACAĞI HALLER NELERDİR ? Taşınırlarda, (Paydaşlar dilerse, aralarında yapacakları hukuki işlem ile taşınır mallarda da önalım hakkını kurabilirler) Mülkiyetin devri borcunu doğuran bağışlama veya trampa hallerinde, Kamulaştırma ve arazi toplulaştırılması hallerinde, Mülkiyetin devri borcunu doğuran bağışlama veya trampa hallerinde, Elbirliği mülkiyeti ile kat mülkiyetinde, (İstisnası : Kat mülkiyeti Kanunu’nun 8. Maddesine göre kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulan bağımsız bölümlerde paydaşlardan birinin kendi payını üçüncü şahıslara satması haline diğer paydaşın şuf’a hakkını kullanması mümkündür.) Artırma yoluyla yapılan satışlardan cebri artırmayla satışlarda, Önalım hakkına konu olan payın mülkiyetinin bir hakim kararıyla başka bir kişiye geçirildiği hallerde, Satım karakterinin üstün bulunmayıp, bağışlama karakterinin ağır bastığı karma sözleşmelerde, Üçüncü kişi tarafından üstlenilen karşı edimin, önalım hakkı sahibi tarafından yerine getirilmesinin mümkün olmadığı hayat boyunca irat, ölünceye kadar bakma sözleşmeleri ile önalım hakkı konusunun (payın) bir şirkete sermaye olarak konulduğu hallerde, İki şirketin birleşmesi halinde, Vakıf kurma işleminde, Mirasın geçmesi ve paylaşımında, mirastan feragat gibi miras hukukuna ilişkin amaç ve saiklerin ağır bastığı durumlarda, Paydaşların payını, çocuklarına, karı veya kocasına ya da bir hısımına devretmesi halinde şeklen bir satış sözleşmesi bulunmasa bile, gerçekte satıştan başka miras hukukuna ilişkin amaçlar veya bağışlama bulunan hallerde, Paylı mülkiyete konu taşınmazın paydaşlar arasında fiilen taksim edilip de kullanılan bir kısmının verilmiş olduğu paydaş tarafından üçüncü bir kişiye satılması halinde, Tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlarda          Eşyayı kullanma borcu doğuran adi kira, ürün kirası gibi ilişkilerde, Resmi şekle aykırı, muvazaalı ya da ehliyetsiz bir kişi tarafından yapılan ya da hukuka, ahlaka aykırı veya imkansız olan satış sözleşmelerinde (ortada geçerli bir satış sözleşmesi olmadığı için) önalım hakkı kullanılamaz.             (EREN/ Fikret, Türk Medeni Kanununa Göre Yasal Önalım Hakkı, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.XII, Y.2008, Sa.1-2) Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2016/2129 E. 2018/2729 K. ve 05.04.2018 tarihli kararına göre : “ Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.Önalım hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan haklardan olup bu sebeple yasa koyucu temliki tasarruflardan sadece gerçek anlamdaki satışlar için kabul etmiştir.Bu nedenle gerek öğretide gerekse de Yargıtay İçtihatlarında hibe, trampa, sermaye vaz'ı gibi tasarruflarda önalım hakkının cereyan etmeyeceği kabul edilmiştir. Somut olaya gelince; Trampa işlemine karşı önalım hakkı ileri sürülemez, dosyadaki bilgi ve belgelere göre trampa ile yapılan temlik işleminin davacıların önalım hakkını engellemek amacıyla yapıldığı ve gerçekte satış işlemi olduğu kanıtlanamamıştır. Bu sebeple, davanın reddi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru değildir.”   Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2016/296 E., 2018/860 K. ve 06.02.2018 tarihli fiili taksimi konu edinen bir başka kararına göre : “Önalım davasına konu payın dair bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması TMK'nın 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.02.1951 tarihli ve 17/1 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.” Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin bağış konusuna ilişkin 2017/4345 E., 2017/8634 K. ve 20.11.2017 tarihli bir başka kararında da şu ifadelere yer verilmiştir : “ Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında 20.03.1957 tarih 1956/12 E. 1957/2 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının, sözleşmede taraf olan kişinin işlemde muvazaa savunmasında bulunamayacağı ve bunu her türlü delille ispat edemeyeceği kuralının istisnası olduğu görülmektedir. Anılan kararın uygulanabilmesi için öncelikle satışın, satış tarihi itibariyle doğrudan mirasçılar arasında yapılması gerekmeyip, temlikin taraflarının akraba olması yeterlidir. Temlikin akrabalar arasında satış şeklinde yapılmış olması halinde ise bu kez İçtihadı Birleştirme Kararının aradığı “hibe veya miras hukukuyla ilgili amacı” nın bulunup bulunmadığı hususunun, diğer bir ifade ile akrabalar arasında yapılan her temlikte somut uyuşmazlığın niteliğine göre temlikin hibe veya miras hukukuyla ilgili amaçlarla yapılmış olup olmadığının yöntemince ispatı aranmalı ve ispatı halinde temlikle önalım hakkının kullanılmasının mümkün olamayacağı gözetilmelidir. Somut olayda; dava konusu 282 ada 30 parsel, 3. kat 8 no'lu bağımsız bölümdeki 1/3 hissesi ...adına kayıtlı iken 16.05.2011 tarihli resmi senetle davalı ...’a satıldığı, dava konusu payı satan ...’ın davalı ...'ın üvey abisi olduğu anlaşıldığından, payı devreden’in davalı ile yakın akrabalık bağı olduğu sabittir. 27.03.1957 günlü ve 1956/12 Esas, 1957/2 Karar sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararı dikkate alındığında tarafların yakın akraba oldukları, yapılan satışın gerçekte bağış olduğu anlaşılmaktadır.Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulması gerekmiştir.”                                                                                                                        6. ÖN ALIM DAVALARINDA HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRELER NELERDİR? Türk Medeni Kanunu, ön alım hakkının kullanılabilmesi için birtakım hak düşürücü süreler öngörmüştür. Yasal ön alım hakkı ile sözleşmeden doğan ön alım hakkının kullanılması için öngörülen hak düşürücü süreler Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu’nda benzer şekilde düzenlendiğinden burada ikili bir ayrım yapılmaksızın hak düşürücü sürelere yer verilecektir. Yapılan satış, ilgili yasal düzenlemelere göre alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilir (TMK md. 733, TBK md. 241). Önalım hakkı, satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her hâlde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer (TMK md. 733, TBK md. 242). Ön alım hakkı sahibinin satış işlemini hiç öğrenememesi, burada belirtilen sürelerin hak düşürücü olması sebebiyle hak sahibine mağduriyet yaşatmaktadır. Ön alım hakkı sahibi, bu durumda bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen alıcı ve satıcıya karşı tazminat davası açarak zararının tazminini talep edebilmelidir. Nitekim Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2016/2251 E. 2018/5987 K. ve 26.09.2018 tarihli kararına göre : “TMK'nın 733. maddesi gereğince yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilmesi zorunludur. Önalım hakkı, satışın hak sahibine bildirdiği tarihin üzerinden üç ay ve herhalde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir. TMK’nın 733/3 maddesi gereğince üç aylık hak düşürücü sürenin başlaması için öğrenme yeterli olmayıp yapılan satışın, alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilmesi gerekir. Noter aracılılığıyla bildirimde bulunulmamışsa iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde önalım hakkına dayanılarak ...iptali ve tescil istenebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.09.2005 tarihli, 2005/6-358 E, 470 K. sayılı kararı da bu doğrultudadır. Somut olayda; davalının dava konusu taşınmazda pay satın aldığı tarih 26.04.2012, davacının dava açma tarihi ise 12.05.2014'tür. Dosya kapsamında davacıya yapılmış bir ihtar bulunmadığı, TMK 733. Maddesinde belirlenen iki yıllık hak düşürücü sürenin de dolduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.” 7. ÖN ALIM HAKKININ TAPU KÜTÜĞÜNE ŞERH VERİLMESİ MÜMKÜN MÜDÜR? Sözleşmeden doğan ön alım hakkının tapu kütüğüne şerh verilmesi mümkündür. Şerh, söz konusu kişisel hakkı kuvvetlendirdiği, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir hale getirdiği için oldukça önemli ve faydalıdır. Yukarıda 3. maddede değinildiği gibi sözleşmeden doğan ön alım hakkı tapu kütüğüne şerh verilmediği takdirde yalnızca ön alım hakkını tanıyan malike ve onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilmektedir. Ön alım hakkının tapu kütüğüne şerh verilmesi halinde ise söz konusu hak, şerhte belirtilen sürede ve belirtilen koşullara göre her malike karşı kullanılabilecektir. Şerhin bir diğer etkisi ise ön alım hakkını eşyaya bağlı bir hak haline getirmesidir. Şerh sayesinde, ilk satışta kullanılması gereken ön alım hakkı artık şerh süresinde gerçekleşen bütün satışlarda kullanılabilir(Feride Demirbaş, Sözleşmeden Doğan Önalım Hakkı, Ankara Üni. Hukuk Fak. Dergisi, 65 (2) 2016, s. 262; Tandoğan, s.281; Feyzioğlu s.471 vd.; Eren, s.442). Bunun anlamı, şerh verilmiş bir ön alım hakkının ilk satışta kullanılmaması halinde sona ermemesi, süresi içerisinde gerçekleşen bir diğer satışta kullanılabilmesidir. Tapu Sicil Tüzüğü’nün “Kişisel hakların şerhi için aranacak belgeleri” düzenleyen 47. maddesine göre sözleşmeden doğan ön alım hakkının tapu kütüğüne şerh verilebilmesi için yazılı sözleşme aranır. Bu yazılı şerh sözleşmesinde tarafların şerh süresini belirlemeleri mümkündür ancak belirlenecek bu süre on yılı geçemez. Zira şerhin etkisi her durumda, şerhin verildiği tarihin üzerinden on yıl geçmekle sona erer (TMK md. 735). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2013/6-494 E., 2014/153 K. sayılı ve 26.02.2014 önalım hakkının tapunun beyanlar hanesine tescil edilmesine ilişkin bir kararına göre : “Davacı ve davalıya pay satan dava dışı kişiler arasında 16.10.2009 tarihinde düzenlenen miras taksim sözleşmesinde yer verilen, "işbu miras taksim sözleşmesindeki mirasçı taraflar kendi hisselerine düşen payı bir başkasına satmak isterse iyi niyet gereği öncelikle diğer mirasçılara satın alma teklifini yapmakla yükümlüdür ifadesiyle sözleşmeye dayalı önalım hakkı düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu'nun 213/3 maddesi hükmü gereği yazılı şekilde yapılmış bu önalım sözleşmesi geçerli olup, tarafları bağlar; bu hak, 12.11.2009 tarihinde tapunun beyanlar hanesine tescil edildiğinden, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. Bu durumda davacının, davaya konu payın davalıya satılması sebebiyle sözleşmeden kaynaklanan önalım hakkını kullanmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Bu halde mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” 8. ÖRNEK ÖN ALIM SÖZLEŞMESİ NASIL OLMALIDIR? Ön alım sözleşmesinin yukarıda değinilen yasal düzenlemeler gereğince yazılı yapılması zorunludur. Ancak sözleşmenin resmi yazılı şekilde yapılması gerekmeyip adi yazılı şekilde yapılması yeterlidir. Uygulamada ön alım hakkının kira sözleşmesine kayıt koymak suretiyle tanındığı da sıklıkla görülmektedir. Şekil şartından sonra dikkat edilmesi gereken bir diğer unsur tarafların kimliklerinin ve ön alım hakkına konu olan malın sözleşmede açık bir şekilde belirtilmesidir. Burada değinilmesi gereken bir diğer nokta ise ön alım hakkının tapu kütüğüne şerh verilmediği durumlarda ön alım hakkının hangi satış işlemi için tanındığı hususudur. Ön alım hakkı, yukarıda değinildiği gibi tapu kütüğüne şerh verildiğinde şerh süresi içerisinde bütün satışlarda kullanılabilmekteydi. Ancak ön alım hakkı şerh verilmediği durumda sözleşmede belirtilen satışta kullanılabilecektir. Eğer sözleşmede bu yönde herhangi bir belirleme yapılmadıysa ön alım hakkı yalnızca ilk satış işleminde kullanılabilecektir. 9. ÖNALIMDA MUVAZAA HALLERİ NELERDİR ? Muvazaa nispi ve mutlak muvazaa olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Yargıtay içtihatlarında da tanımlandığı üzere de mutlak muvazaada; taraflar gerçekte herhangi bir muamele yapmayı düşünmedikleri halde, sırf üçüncü şahıslara karşı onları aldatmak amacıyla, bir muamele yapmış gibi gözükmek için görünüşte bir muamele yapmaktadırlar. Nispi muvazaada ise; tarafların aralarında akdettikleri bir mukaveleyi kendi iradelerine uymayan ve dışa karşı yaptıkları başka bir muamele ile gizlemeleri söz konusu olmaktadır. Önalımda muvazaa halleri ise satış işleminde muvazaa ve satış bedelinde muvazaa şeklinde ortaya çıkmaktadır. a)      Satış İşleminde Muvazaa Satış işleminde muvazaa çoğunlukla payını satan ve payı satın alan kişi arasında yapılan görünüşteki pay satış sözleşmesinin amacının gerçekte satış olmayıp hibe(bağış), trampa (taşınmazların değiş tokuşu), ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi niteliğinde olduğu durumlarda karşımıza çıkmaktadır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2017/5918 E., 2018/1871 K. ve 13.03.2018 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile ilgili bir kararına göre : “…muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılmış aykırılıktır. Böyle bir savunma ileri sürülmüşse, mahkemece dayanılan sözleşmedeki tarafların gerçek ve müşterek amaçlarının Borçlar Kanunu’nun 19. maddesi hükmünden yararlanarak açıklığa kavuşturulması gerekir. Zira bu gibi durumlarda ölünceye kadar bakım sözleşmesinin ivazlı olarak (bedel karşılığı) değil de, bağış amaçlı veya mirasçıların bazılarından mal kaçırmak amacı ile yapıldığı kabul edilmelidir. Somut olayda; davacı ile bakım alacaklısı olan davacının eşi, muris... ile arasında 17.09.2007 tarih 23674 yevmiye numarası ile ölünceye kadar bakım sözleşmesi düzenlenmiş, bakım alacaklısı muris ....06.09.2011 tarihinde vefat etmiş olup, geriye mirasçı olarak davacı 1969 doğumlu murisin ikinci eşi ... ile murisin ilk evliliğinden olan davalı kızı 1963 doğumlu ...kalmıştır. Dava konusu ölünceye kadar bakım sözleşmesi ile bakım alacaklısı muris ....davalı tarafından hasımsız olarak açılan 2012/49-2013/57 sayılı tereke tespiti dosyasındaki toplam dava konusu iki adet taşınmazının tamamını davacıya bırakmıştır. Dosyanın incelenmesinde, murisin dava konusu ölünceye kadar bakım sözleşmesine konu taşınmazlar dışında başkaca taşınmazının, malvarlığının bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Sözleşme tarihindeki aile koşulları ve ilişkileri, murisin elinde bulunan malvarlığının tespit edilecek miktarı ile temlik edilen malın bütün mamelekine oranı dikkate alınarak ölünceye kadar bakım sözleşmesine konu edilen taşınmazların makul olarak değerlendirilebilecek miktarı aşıp aşmadığının 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadi Birleştirme Kararı uyarınca, muris muvazaası ilkelerine uygun olarak yeterli araştırma ve inceleme yapılıp toplanan ve toplanacak olan deliller ile birlikte dinlenen taraf tanıklarının beyanları değerlendirilerek ölünceye kadar bakma sözleşmesinin terekeden mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak değil gerçekten murisin bakımını sağlamak amacıyla düzenlenip düzenlenmediği araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken belirtilen hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.”   b)      Bedelde Muvazaa Tapuda önalım hakkının kullanılmasını önlemek amacıyla yapılan pay satışının bedelinin tapuda gösterilen değerden yüksek gösterilmesi veya daha az gösterilmesi şekillerinde karşımıza çıkmaktadır. Böyle bir durumda önalım hakkı sahibi satış bedelinde muvazaa yapıldığını ileri sürüp bu iddiasını kanıtlamalıdır. 10. BEDELDE MUVAZAA İDDİASININ KANITLANMASI ŞEKLİ NASIL OLMALIDIR ? Önalım hakkı sahibi, önalım bedelinin tapuda gösterilen değerden daha az veya daha yüksek olduğunu ileri sürerek bedelde muvazaa iddiasına dayanarak açacağı davada, bu iddiasını kanıtlamak durumundadır. Önalım hakkı sahibi davacı, tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığı için bedelde muvazaa iddiasını her türlü delil ile ispatlayabilir. Ancak bu konu ile ilgili Yargıtay içtihatlarında da görüleceği üzere, sadece dava konusu payın keşif yapılarak bilirkişi aracılığıyla belirlenen değeri ya da sadece bu konuda dinlenen davacı tanıklarının payın davalıya hangi bedel karşılığında satıldığı konusunda açık, kesin ve görgüye dayanmayan bir beyanda bulunmaları muvazaanın ispatı hususunda tek başına yeterli olmamaktadır. Bahse konu delillerin diğer delillerle muvazaa iddiasını ispatlaması gerekir.             Nitekim Yargıtay 14. Hukuk Daire’sinin 2014/10513 E., 2015/98 K. ve 12.01.2015 tarihli bir kararına göre : “Dava dilekçelerinde taşınmasın gerçek değerinin çok üzerinden satış bedeli gösterilerek satış yapıldığı ve satış bedelinin muvazaalı olduğu iddia edilmiş olup, muvazaa iddiasında bulunan davacı iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Yapılan keşifte belirlenen taşınmaz bedelinin satılan hisseye göre oldukça yüksek bir bedelle satılmış olmakla beraber, Yargıtay kararında bedelin yüksek gösterilmesinin tek başına muvazaayı kanıtlamaya yeterli olmadığı belirtilmiş olup muvazaa iddiasının ispatı diğer delilerle birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Gerçekten de alıcı sübjektif nedenlerle taşınmaza daha fazla bir bedel ödemiş olabilir, taşınmaza duyulan ihtiyaç vb sebeplerle daha yüksek bir bedel ödenebilir. Somut olayda dosya ve birleşen dosya kapsamında dinlenen tanıkların beyanları tarafların ifadelerine dayanmakta olup ve hatta birleşen dosyada tanık olarak dinlenen davalı tanığı K. E. işlemin tarafı esasen davada tanık sıfatı bulunmamaktadır. Bu yönü ile tanık beyanları davayı aydınlatıcı mahiyette değildir.” Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2016/5929 E., 2018/7047 K. ve 23.10.2018 tarihli bir başka kararında da şu ifadelere yer verilmiştir : “ Mahkemece fiili taksimin mevcut olmadığı kanaatine varılması halinde; davacının bedelde muvazaa iddiasının değerlendirilmesi gerekir. Satış bedelinin satış akdinde gösterilen miktardan farklı olduğunu gösteren dosya içerisinde geçerli bir delil yoktur. Muvazaa iddiasının kanıtlanması için keşif tek başına yeterli delil değildir. Sadece davacının diğer delillerini doğrulamak bakımından önem arz eder. Bu nedenle, resmi senetteki satış bedeli, tapu harç ve masrafları depo edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, farklı gerekçelerle, bedelde muvazaa iddiasının kabulüne karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.”

http://www.ghgazete.com/10-soruda-onalim-hakki
 
İşler iyi ama tahsilat yok

İşler iyi ama tahsilat yok

İnşaat malzemeleri sektöründe satışlar artış trendinde ancak tahsilatta sorunlar derinleşiyor. Bir olumsuz sinyal de 2015’in bile gerisine düşen hazır beton satışlarında. Türkiye İMSAD Başkanı Ferdi Erdoğan, sektörün ihracatla ayakta kaldığını açıkladı.

http://www.ghgazete.com/isler-iyi-ama-tahsilat-yok
 
Av. Murat Tezcan- Stj. Av. Beyza Canbolat:&quot;Kentsel Dönüşüm Uygulamalarında Arsa Payı Problemi&quot;

Av. Murat Tezcan- Stj. Av. Beyza Canbolat:"Kentsel Dönüşüm Uygulamalarında Arsa Payı Problemi"

Kentsel dönüşüm uygulamalarının yaygınlaşması sonrasında sıkça gündeme gelen arsa payı kavramı ve arsa payı düzeltim davaları birçok yönüyle incelenmesi gereken bir konu haline gelmiştir. Bu nedenle Av. Murat Tezcan ve Stj. Av. Beyza Canbolat yazdıkları "Kentsel Dönüşüm Uygulamalarında Arsa Payı Problemi" makalelerinde bu konuyu tüm yönleriyle Değerlendirmeye çalıştılar.

http://www.ghgazete.com/av-murat-tezcan-stj-av-beyza-canbolatkentsel-donusum-uygulamalarinda-arsa-payi-problemi
 
Av. Murat Tezcan - Stj. Av. Ekin Topatan: &quot;Kamulaştırmasız EI Atma Davaları ve Ecrimisil Tazminatı&quot;

Av. Murat Tezcan - Stj. Av. Ekin Topatan: "Kamulaştırmasız EI Atma Davaları ve Ecrimisil Tazminatı"

Ecrimisil tazminatının kamulaştırmasız el atma davalarındaki yeri ve önemi, çeşitli kamulaştırmasız el atma davaları ile birlikte veya ayrı talep edilebilmesi, kamulaştırmasız el atma halinde talep edilen ecrimisil tazminatına uygulanacak faiz, özellikle acele kamulaştırma kararı sonra bedel tespit ve tescil davasının açılmaması halinde ecrimisil tazminatının talep edilebileceği zaman aralığı gibi önemli hususlar bu makalede incelenen konu başlıklarından olmuştur. Keyifli okumalar dileriz.

http://www.ghgazete.com/av-murat-tezcan-stj-av-ekin-topatan-kamulastirmasiz-ei-atma-davalari-ve-ecrimisil-tazminati
 
Av. Murat TEZCAN-Stj. Av. Nagehan KOÇER: &quot;TÜRK HUKUKUNDA DEVRE MÜLK SÖZLEŞMELERİ&quot;

Av. Murat TEZCAN-Stj. Av. Nagehan KOÇER: "TÜRK HUKUKUNDA DEVRE MÜLK SÖZLEŞMELERİ"

Bu makalemizde, Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 57 ile 65.maddesinde düzenlenen devre mülk hakkına ilişkin tanımlamalar, devre mülk sözleşmelerinin hukuksal niteliği, unsurları ve kapsamı ile devre mülk sözleşmelerinin sona erme halleri incelenmiş olup uygulamada ortaya çıkan anlaşmazlıklar üzerinde durulmuştur. Keyifli okumalar dileriz...

http://www.ghgazete.com/av-murat-tezcan-stj-av-nagehan-kocer-turk-hukukunda-devre-mulk-sozlesmeleri
 
İstanbul’da inşaat sektöründe en az 2 yıl sürecek arz fazlası var

İstanbul’da inşaat sektöründe en az 2 yıl sürecek arz fazlası var

Son dönem gerçekleştirilen büyük yatırımları düşünün, aklınıza hep inşaat projeleri mi geliyor? Arz ve talep bu sektörde birbirini yakın zamanda dengeler mi?

http://www.ghgazete.com/istanbulda-insaat-sektorunde-en-az-2-yil-surecek-arz-fazlasi-var
 
Müteahhit enflasyonu risk yaratıyor

Müteahhit enflasyonu risk yaratıyor

Sadece İTO’ya kayıtlı müteahhit sayısı 60 bin! 80 milyonluk Almanya’da sayı 3.800. Tüm Avrupa’da 20 - 30 bin arasında. Yani Türkiye’de tüm Avrupa’nın 10 katı müteahhit var.

http://www.ghgazete.com/muteahhit-enflasyonu-risk-yaratiyor
 
Limak Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir: Mühendisten fazla kazanan ustabaşı var

Limak Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir: Mühendisten fazla kazanan ustabaşı var

Limak Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, İstanbul Yeni Havalimanı inşaatının etkisiyle sektörde çalışanların maaşlarının yükseldiğini söyledi

http://www.ghgazete.com/limak-yonetim-kurulu-baskani-nihat-ozdemir-muhendisten-fazla-kazanan-ustabasi-var
 
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU  2017/ 664 E.  2017 / 573 K. SAYILI   29.03.2017 TARİHLİ KARARI (TAŞINMAZ SATIŞINDA GİZLİ AYIP NEDENİYLE SÖZLEŞMEDEN DÖNME)

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 2017/ 664 E. 2017 / 573 K. SAYILI 29.03.2017 TARİHLİ KARARI (TAŞINMAZ SATIŞINDA GİZLİ AYIP NEDENİYLE SÖZLEŞMEDEN DÖNME)

Somut olaya gelince; davacı, yanlar arasında yapılan taşınmaz satış sözleşmesi konusu bağımsız bölümde sonradan ortaya “gizli ayıplar” çıktığını ileri sürerek öncelikle satış sözleşmesinden döndüğünü bildirmiştir. Dava konusu bağımsız bölümün gizli ayıplı olduğu delil tespiti dosyasına sunulan bilirkişi raporu ve mahkemece yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporuyla sabittir. Davacı da gizli ayıp nedeniyle Borçlar Kanunu'nun 202 inci maddesinden kaynaklanan seçim hakkını sözleşmeden dönme yolunda kullanmıştır. Hal böyle olunca mahkemece, davacının öncelikli talebi olan dönme isteminin değerlendirilerek hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken gizli ayıptan davalının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.

http://www.ghgazete.com/yargitay-hukuk-genel-kurulu-2017-664-e-2017-573-k-sayili-29-03-2017-tarihli-karari-tasinmaz-satisinda-gizli-ayip-nedeniyle-sozlesmeden-donme
 
Takas usulü yeni Gemlik

Takas usulü yeni Gemlik

Gemlik Belediye Başkanı Refik Yılmaz, yeni yapılacak Gemlik için üzerinde çalıştıkları projeyi Hürriyet’e anlatırken “Yeni Gemlik’te binalar beş kat olacak. İlk kazma haziranda vurulacak. Konutlar bittikçe halihazırda Gemlik merkezde riskli binalarda oturan vatandaşlara teklifte bulunulacak. Daha sonra takas yapılacak. Takasta vatandaşın cebinden ufak bir fark çıkacak” dedi.

http://www.ghgazete.com/takas-usulu-yeni-gemlik
 
YARGITAY 23. H.D 2015/594 E. 2016/3101 K. SAYILI 16.06.2016 TARİHLİ KARAR (ARSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİNDE BASİRETLİ YÜKLENİCİNİN SÖZLEŞMEDEN ÖNCE ARAŞTIRMA YAPMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ)

YARGITAY 23. H.D 2015/594 E. 2016/3101 K. SAYILI 16.06.2016 TARİHLİ KARAR (ARSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİNDE BASİRETLİ YÜKLENİCİNİN SÖZLEŞMEDEN ÖNCE ARAŞTIRMA YAPMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ)

Dava konusu iş, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 12/III. maddesi uyarınca ticari bir iş, bu nitelikte bir edimi yüklenen davacı da tacir sayılmaktadır. Böyle bir hukuki statüde bulunan davacı yüklenici, TTK'nın 20/II. maddesi gereğince ticaretine ait tüm faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek mecburiyetindedir. Davacı yüklenicinin, bu yükleniminin doğal sonucu olarak inşaat yapacağı arsayı tüm yönleriyle ve nitelikleri ile incelediğinin, taşınmazın ifrazdan önceki tapu kaydındaki "SİT alanı" şerhini araştırdığının, araştırması gerektiğinin, ne tür ve nasıl bir inşaat yapabileceğini belirlemesi açısından da sözleşmenin imzalanmasından önce, imar durumunu tespit ettiğinin ve ona göre taahhüt altına girdiğinin kabulü zorunludur.

http://www.ghgazete.com/yargitay-23-h-d-2015594-e-20163101-k-s
 
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 24.02.2016 TARİHLİ 2014/8-1084 E. 2016/158 K. SAYILI KARARI (ANAYASA MAHKEMESİ'NİN İPTAL KARARLARI KAZANILMIŞ HAKLARI ETKİLEMEZ, OLAĞANÜSTÜ ZAMANAŞIMI, TAPU İPTAL TESCİL)

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 24.02.2016 TARİHLİ 2014/8-1084 E. 2016/158 K. SAYILI KARARI (ANAYASA MAHKEMESİ'NİN İPTAL KARARLARI KAZANILMIŞ HAKLARI ETKİLEMEZ, OLAĞANÜSTÜ ZAMANAŞIMI, TAPU İPTAL TESCİL)

ÖZET: Davacı tarafından Çiftlik Köyü 205 parselde tapu siciline kayıtlı taşınmazın, 30.07.1956 tarihinde tapulama çalışmaları sonucunda A… kızı E… S… adına tesbit ve tescil edildiği, 17.10.2010 tarihinde kayıt malikinin kimlik bilgilerinin düzeltildiği ve M. A.. kızı E… K.. adına tescil edildiği, E… K…'in 12.05.1947 tarihinde öldüğü, yerel bilirkişi ve tanıklar ile bir kısım davalıların beyanlarına göre taşınmazın, mirasçılar tarafından önce ...'ya, ondan da davacıya satıldığı ve zilyetliğinin devir ve teslim edildiği, 20 yılı aşkın süredir de davacının zilyet ve tasarrufu altında olduğu, 20 yıllık sürenin ise 23.07.2011 gün 28003 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 gün 2009/58 Esas; 2011/52 K sayılı iptal ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararının verildiği 17.03.2011 tarihinden çok önce dolduğu ve davacı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği nazara alınmadan verilen direnme kararı yerinde görülmemiştir.

http://www.ghgazete.com/yargitay-hukuk-genel-kurulu-24-02-2016-tarihli-20148-1084-e-2016158-k-sayili-karari-anayasa-mahkemesinin-iptal-kararlari-kazanilmis-haklari-etkilemez-olaganustu-zamanasimi-tapu-iptal-tescil
 
“Konut dışı varlıklarımızla sermaye piyasasına gireceğiz”

“Konut dışı varlıklarımızla sermaye piyasasına gireceğiz”

TOKİ’nin yurt dışındaki ihalelere çatı kuruluş olarak girerek, üstleneceği projeleri Türkiye’deki firmalara yaptırma konusunda da çalışmaları bulunduğunu aktaran, TOKİ Başkanı Turan, ellerindeki konut dışı varlıkları sermaye piyasasında değerlendirmek üzere bir çalışma yaptıklarını söyledi.

http://www.ghgazete.com/konut-disi-varliklarimizla-sermaye-piyasasina-girecegiz
 
YARGITAY BÜYÜK GENEL KURULU 30.09.1988 TARİH 1987/2 E. 19988/2 K. SAYILI KARARI (KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİ ŞEKLEN GEÇERLİ OLMASA DAHİ EDİMLER BİLEREK VE İSTEYEREK İFA EDİLDİKLERİ TAKDİRDE CEBRİ TESCİL DAVASI KABUL EDİLİR.)

YARGITAY BÜYÜK GENEL KURULU 30.09.1988 TARİH 1987/2 E. 19988/2 K. SAYILI KARARI (KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİ ŞEKLEN GEÇERLİ OLMASA DAHİ EDİMLER BİLEREK VE İSTEYEREK İFA EDİLDİKLERİ TAKDİRDE CEBRİ TESCİL DAVASI KABUL EDİLİR.)

ÖZET: Tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetini devir borcu doğuran ve ancak yasanın öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davası kural olarak kabul edilemez; bununla beraber Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yapımına başlanılan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyetin devrine yanaşmaması hallerinde, olayın özelliğine göre hakim, Medeni Kanunun 2. maddesini gözeterek açılan tescil davasını kabul edebilir.

http://www.ghgazete.com/yargitay-buyuk-genel-kurulu-30-09-1988-tarih-19872-e-199882-k-sayili-karari-kat-karsiligi-insaat-sozlesmesi-seklen-gecerli-olmasa-dahi-edimler-bilerek-ve-isteyerek-ifa-edildikleri-takdirde-cebri-tescil-davasi-kabul-edilir-
 
DANIŞTAY 6. DAİRE 27.01.2016 TARİH 2015/1855 E. 2016/228 K. SAYILI KARARI (DÜZENLEME SINIRLARI BÜTÜNCÜL BİR YAKLAŞIMLA DÜZENLENMELİ- YAPILAN PARSELASYONDA RUSATLI YAPILAŞMA DİKKATE ALINMALIDIR.)

DANIŞTAY 6. DAİRE 27.01.2016 TARİH 2015/1855 E. 2016/228 K. SAYILI KARARI (DÜZENLEME SINIRLARI BÜTÜNCÜL BİR YAKLAŞIMLA DÜZENLENMELİ- YAPILAN PARSELASYONDA RUSATLI YAPILAŞMA DİKKATE ALINMALIDIR.)

ÖZET: Bütüncül bir yaklaşımla düzenleme sınırı belirlenmesi sonrasında parselasyon yapılması ve yapılan parselasyonda ruhsatlı yapılaşmanın dikkate alınması gerekirken, anılan hususlara dikkat edilmeden yapılan imar uygulamasına ilişkin dava konusu belediye encümeni kararında hukuka ve imar mevzuatına uyarlık bulunmadığından, aksi yönde verilen Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.

http://www.ghgazete.com/danistay-6-daire-27-01-2016-tarih-20151855-e-2016228-k-sayili-karari-duzenleme-sinirlari-butuncul-bir-yaklasimla-duzenlenmeli-yapilan-parselasyonda-rusatli-yapilasma-dikkate-alinmalidir-
 

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. H.D. 2017 / 165 E. 2017 / 152 K. SAYILI 23.02.2017 TARİHLİ KARARI (MİRASÇILAR ARASINDAKİ EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA İNTİFADAN MEN KOŞULUNUN GERÇEKLEŞMESİ GEREKTİĞİ)

Çekişme konusu taşınmazların nitelikleri de gözetilerek oluşturulacak bilirkişi heyeti ile keşif yapılması, çekişmeye konu taşınmazın elatmanın önlenmesi davası bakımından yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde dava değerinin belirlenerek eksik harcın tamamlatılması, davacı tarafından eldeki davadan önce ortalığın giderilmesi açmakla intifadan men koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek, taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığının açıklığa kavuşturulması, talep edilen dönemde ecrimisil koşullarının oluşup oluşmadığının ve ecrimisil koşulları oluşuyor ise miktarının belirlenmesi, tarafların gösterdikleri delillerin eksiksiz toplanması, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

http://www.ghgazete.com/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-16-h-d-2017-165-e-2017-152-k-sayili-23-02-2017-tarihli-karari-mirascilar-arasindaki-el-atmanin-onlenmesi-davasinda-intifadan-men-kosulunun-gerceklesmesi-gerektigi
 
Tapu; çek ve senet gibi ödeme aracına dönüştü

Tapu; çek ve senet gibi ödeme aracına dönüştü

Piyasada yaşanan nakit sıkıntısının şirketlerin ellerindeki tapuları çek-senet gibi bir nakit ödeme aracı olarak kullanmasını sağladığını belirten Emre Erşahin, “Bu sadece icra yoluyla olmuyor. İnsanlar rızasıyla tapuyu ödeme aracı olarak kullanıyor” dedi

http://www.ghgazete.com/tapu-cek-ve-senet-gibi-odeme-aracina-donustu
 
YARGITAY  1.H.D.  2015/ 3581  E. 2016 / 7039  K. SAYILI 09.06.2016 TARİHLİ KARARI (PAYDAŞLAR ARASINDA AÇILAN ECRİMİSİL DAVASINDA İNTİFADAN MEN KOŞULUNUN GERÇEKLEŞMESİ GEREKTİĞİ KURALININ İSTİSNALARI)

YARGITAY 1.H.D. 2015/ 3581 E. 2016 / 7039 K. SAYILI 09.06.2016 TARİHLİ KARARI (PAYDAŞLAR ARASINDA AÇILAN ECRİMİSİL DAVASINDA İNTİFADAN MEN KOŞULUNUN GERÇEKLEŞMESİ GEREKTİĞİ KURALININ İSTİSNALARI)

Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış birtakım istisnaları vardır. Davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. 3 katlı binanın bulunduğu çekişmeli taşınmazda tüm paydaşları bağlayan fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı, oluşmuşsa çekişmeli bölümün kim veya kimlerin paylarına isabet ettiği ve kimler tarafından kullanıldığı, oluşmamışsa davacının kullanabileceği yer bulunup bulunmadığı, taşınmazda boş daire olup olmadığı ortaya konulmuş değildir. Hükmün bu sebeple bozulmasına karar verilmiştir.

http://www.ghgazete.com/yargitay-1-h-d-2015-3581-e-2016-7039-k-sayili-09-06-2016-tarihli-karari-paydaslar-arasinda-acilan-ecrimisil-davasinda-intifadan-men-kosulunun-gerceklesmesi-gerektigi-kuralinin-istisnalari
 
Sahra Altı Afrika yeni hedef pazar

Sahra Altı Afrika yeni hedef pazar

Yurt dışında inşaat taahhüt işleri yapan Türk müteahhitleri Afrika’da milyar dolarlık işler alıyor.

http://www.ghgazete.com/sahra-alti-afrika-yeni-hedef-pazar
 
YARGITAY 5. H.D. 14.05.1987 TARİHLİ 1987/8756 E. 1987/8915 K. SAYILI KARARI (MAL SAHİBİ TARAFINDAN İMZALANAN TAAHHÜTNAME BEDELARTTIRIM DAVALARI DERDEST İKEN FERAGAT ANLAMINA GELMEMEKTEDİR.)

YARGITAY 5. H.D. 14.05.1987 TARİHLİ 1987/8756 E. 1987/8915 K. SAYILI KARARI (MAL SAHİBİ TARAFINDAN İMZALANAN TAAHHÜTNAME BEDELARTTIRIM DAVALARI DERDEST İKEN FERAGAT ANLAMINA GELMEMEKTEDİR.)

ÖZET: Mal sahibi tarafından verilen taahhütnamenin içeriği herhangi açılmış bir davadan vazgeçildiğini göstermemektedir. Bir davada vazgeçme, açık ve kesin sözlerle anlatılmak ve davacının imzası ile pekiştirilmek gerekir. Taahhütnamede ise anlaşarak ferağ verildiğini ve itirazı olmadığını bildirmektedir. Tapuda ferağ olan bir taşınmaz mal için sonradan böyle bir tahahütname alınması davacının zorlandığını göstermektedir. Bu taahhütnamenin geçerliliğine dayanan davalı idarenin temyiz itirazları göz önüne alınamaz ve etkili görülemez. Çünkü önceki bozmanın kapsamı dışında kalmıştır. Temyiz bozma nedenleri dışında kalan noktalar kesinleşmiş sayılır. Bozma yalnız ve ağaçlar üzerinde mülkiyet sorununun çözümüne ilişkin olup bu sorun da toplanan kanıtlarla saptanmıştır.

http://www.ghgazete.com/yargitay-5-h-d-14-05-1987-tarihli-19878756-e-19878915-k-sayili-karari-mal-sahibi-tarafindan-imzalanan-taahhutname-bedelarttirim-davalari-derdest-iken-feragat-anlamina-gelmemektedir-
 
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 2010/5-546 E. 2011/11 K. SAYILI KARARI (KAMULAŞTIRMA KANUNU M.10 UYARINCA DAVA AÇILMASI İÇİN ÖNCELİKLE MALİKLER TESPİT EDİLEREK TAAHHÜTLÜ DAVETİYE GÖNDERMELİ VE TARAF TEŞKİLİNİ SAĞLAMALIDIR.)

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 2010/5-546 E. 2011/11 K. SAYILI KARARI (KAMULAŞTIRMA KANUNU M.10 UYARINCA DAVA AÇILMASI İÇİN ÖNCELİKLE MALİKLER TESPİT EDİLEREK TAAHHÜTLÜ DAVETİYE GÖNDERMELİ VE TARAF TEŞKİLİNİ SAĞLAMALIDIR.)

ÖZET: Kamulaştırma Kanunu'nda öngörülen adres tespiti ve satın almaya ilişkin yasal prosedürün dava açılmadan evvel yerine getirilip getirilmediğinin incelenebilmesi, ancak taraf teşkilinden sonra olanaklıdır. Yerel mahkemece, taraf teşkilinin dava şartı olduğu gözetilerek, tapu paydaşlarından bir kısım davalıların mirasçılarının belirlenerek davaya dahil edilmeleri, diğer paydaşların adres tespiti ile dava dilekçesi tebliğ edilmek suretiyle sonucuna göre hüküm kurulması gerekir.

http://www.ghgazete.com/yargitay-hukuk-genel-kurulu-20105-546-e-201111-k-sayili-karari-kamulastirma-kanunu-m-10-uyarinca-dava-acilmasi-icin-oncelikle-malikler-tespit-edilerek-taahhutlu-davetiye-gondermeli-ve-taraf-teskilini-saglamalidir-
 
YARGITAY BÜYÜKGENEL KURULU 1983/3 E. 1984/1 K. SAYILI KARARI (YÜKLENİCİNİN TEMERRÜDÜNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIKLARDA BORÇLAR KANUNU GENEL HÜKÜMLERİ UYGULAMA ALANI BULACAKTIR.)

YARGITAY BÜYÜKGENEL KURULU 1983/3 E. 1984/1 K. SAYILI KARARI (YÜKLENİCİNİN TEMERRÜDÜNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIKLARDA BORÇLAR KANUNU GENEL HÜKÜMLERİ UYGULAMA ALANI BULACAKTIR.)

ÖZET: İstisna sözleşmesinin bir türü olan inşaat sözleşmelerinde, müteahhidin, kendi kusuruyla işi muayyen zamanda bitirmeyerek temerrüde düşmesi nedeniyle sözleşmenin iş sahibi tarafından feshi halinde, uyuşmazlığın kural olarak Borçlar Kanununun 106-108. maddeleri hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. Ancak, olayın, niteliği ve özelliğinin haklı gösterdiği durumlarda, Medeni Kanunun 2. maddesi hükmü gözetilerek sözleşmenin feshi ileriye etkili sonuç doğurur.

http://www.ghgazete.com/yargitay-buyukgenel-kurulu-19833-e-19841-k-sayili-karari-yuklenicinin-temerrudune-iliskin-uyusmazliklarda-borclar-kanunu-genel-hukumleri-uygulama-alani-bulacaktir-
 
2B arazileri için başvurular 7 Mart'ta bitecek

2B arazileri için başvurular 7 Mart'ta bitecek

Maliye Bakanı Ağbal, "2B arazileri için satın alma başvurusunda bulunmayanlarla başvuru yapıp peşinat bedelini veya ikiden fazla taksidini ödemediği için haklarını kaybedenlere tanınan süre 7 Mart'ta bitiyor." dedi.

http://www.ghgazete.com/2b-arazileri-icin-basvurular-7-martta-bitecek
 
Mustafa Atila Dikmetaş: “Değerleme sektörü sürekli gelişen ve büyüyen yeni bir sektör&quot;

Mustafa Atila Dikmetaş: “Değerleme sektörü sürekli gelişen ve büyüyen yeni bir sektör"

Form Gayrimenkul Değerleme ve Danışmanlık A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Atila Dikmetaş ile sahibi olduğu gayrimenkul değerleme ve danışmanlık şirketini ve gayrimenkul sektörü üzerine konuştuk.

http://www.ghgazete.com/mustafa-atila-dikmetas-degerleme-sektoru-surekli-gelisen-ve-buyuyen-yeni-bir-sektor
 
Irak'a kredi inşaatçıları heyecanlandırdı

Irak'a kredi inşaatçıları heyecanlandırdı

Türkiye’nin Irak’a 5 milyar dolarlıklık kredi sağlayacağı haberleri inşaat sektörünü heyecanlandırdı. Konuyu DÜNYA’ya değerlendiren Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Yenigün, "Firmalar, Irak’ın yeniden imarı kapsamındaki projelerinde en az iki katı kadar bir iş hacmi yaratabilir" dedi.

http://www.ghgazete.com/iraka-kredi-insaatcilari-heyecanlandirdi
 
Ruslar Akkuyu'ya Türk ortak bulamıyor

Ruslar Akkuyu'ya Türk ortak bulamıyor

Rosatom, Akkuyu Nükleer Santrali'ne Türk ortak almak için yaptığı görüşmelerde hızlı mesafe alamıyor. Bu nedenle projenin 2023 yılına yetişmesi konusunda endişe duyuluyor.

http://www.ghgazete.com/ruslar-akkuyuya-turk-ortak-bulamiyor
 
YARGITAY 8. H.D. 2014 / 13295 E. 2015 / 5572 K. SAYILI 09.03.2015 TARİHLİ KARARI (KADASTRO İŞLEMLERİ SEBEBİYLE AÇILAN DAVALAR NEDENİYLE DAVALILARIN YARGILAMA GİDERLERİNDEN VE AVUKATLIK ÜCRETİNDEN SORUMLU TUTULAMAYACAĞI)

YARGITAY 8. H.D. 2014 / 13295 E. 2015 / 5572 K. SAYILI 09.03.2015 TARİHLİ KARARI (KADASTRO İŞLEMLERİ SEBEBİYLE AÇILAN DAVALAR NEDENİYLE DAVALILARIN YARGILAMA GİDERLERİNDEN VE AVUKATLIK ÜCRETİNDEN SORUMLU TUTULAMAYACAĞI)

Kadastro işlemleri sebebiyle açılan davalar nedeniyle yargılama giderlerinden sayılan celse, karar ve ilam harçlarından ve vekalet ücretinden davalı taraf sorumlu tutulamaz. Davalıların yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulması doğru olmamıştır. Bu hususların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.

http://www.ghgazete.com/yargitay-8-h-d-2014-13295-e-2015-5572-k-sayili-09-03-2015-tarihli-karari-kadastro-islemleri-sebebiyle-acilan-davalar-nedeniyle-davalilarin-yargilama-giderlerinden-ve-avukatlik-ucretinden-sorumlu-tutulamayacagi
 
Kayyum atanmıştı! 2 dev inşaat şirketine Almanlar talip

Kayyum atanmıştı! 2 dev inşaat şirketine Almanlar talip

TASARRUF Mevduatı Sigorta Fonu Başkanı Muhiddin Gülal, kayyum atanan 985 şirketten en sorunlu şirketin borçlarını çevirmekte zorlandıkları Naksan, en üzüntü veren şirketlerin ise Dumankaya ve Fi Yapı olduğunu söylüyor.

http://www.ghgazete.com/kayyum-atanmisti-2-dev-insaat-sirketine-almanlar-talip
 
İstanbul'un en değerli arsasına 1.7 milyarlık proje

İstanbul'un en değerli arsasına 1.7 milyarlık proje

İstanbul Teşvikiye’de yer alan Marmara Üniversitesi kampüsünün arsası için ihale yapıldı. Emlak Konut GYO tarafından yapılan gelir paylaşım ihalesinin kazananı Dap Holding oldu. Şirket 1 milyar 763 milyon 750 bin lira değerinde proje geliştirecek ve Emlak Konut’a şirket payı olarak 705 milyon 500 bin ödeyecek.

http://www.ghgazete.com/istanbulun-en-degerli-arsasina-1-7-milyarlik-proje
 
300 bin $’a vatandaşlık

300 bin $’a vatandaşlık

Yabancıya vatandaşlık hakkı için koşulan 1 milyon dolarlık konut alım şartı, 300 bin dolara iniyor. Sektör bunun ciddi katkı sağlamasını bekliyor

http://www.ghgazete.com/300-bin-a-vatandaslik
 
İmar barışından beklenen gelir 50 milyar lira

İmar barışından beklenen gelir 50 milyar lira

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, imar barışını “devletle vatandaşın helalleşmesi” olarak niteledi. Fabrika, üretim tesisi ve ticarethaneler de imar barışı kapsamında.

http://www.ghgazete.com/imar-barisindan-beklenen-gelir-50-milyar-lira
 
Bakan Özhaseki: İmar barışında İstanbul Boğazı istisna tutulabilir

Bakan Özhaseki: İmar barışında İstanbul Boğazı istisna tutulabilir

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, "İmar barışında İstanbul Boğazı istisna tutulabilir" dedi.

http://www.ghgazete.com/bakan-ozhaseki-imar-barisinda-istanbul-bogazi-istisna-tutulabilir
 
Anahtar var tapu yok

Anahtar var tapu yok

Bazı markalı konut üreticileri vatandaşlara sattığı evleri bankaya teminat olarak gösterip kredi kullanıyor. Yıllar önce anahtarını alıp evine taşınanlar ise tapusunu alamıyor. Firmanın iflas etmesi ya da ödeme güçlüğü çekmesi halinde vatandaş evini kaybedebilir...

http://www.ghgazete.com/anahtar-var-tapu-yok
 
'Kentsel dönüşümde kaybedecek bir dakikamız bile yok'

'Kentsel dönüşümde kaybedecek bir dakikamız bile yok'

Bakan Özhaseki kentsel dönüşüm çalışmalarına hız verdiklerini söyledi. "Kentsel dönüşüm çalışmalarında kaybedecek bir dakikamız bile yok" diyen Bakan Özhaseki "Daha önce de defalarca dile getirdim; ne yazık ki göz bebeğimiz İstanbul deprem bölgesinin tam ortasında. Ne zaman ve nasıl olacağını kestiremiyoruz fakat deprem sonrası neler yaşanabileceğini öngörebiliyoruz, dedi.

http://www.ghgazete.com/kentsel-donusumde-kaybedecek-bir-dakikamiz-bile-yok
 
İmar affı yönetmeliğinin seçimlerden önce yayınlanması bekleniyor

İmar affı yönetmeliğinin seçimlerden önce yayınlanması bekleniyor

İmar barışı başvuruları 24 Haziran’dan önce başlıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın internet sitesinde oluşturulacak bölüme vatandaşlardan soru, görüş ve önerilerini yazmaları istenecek. Seçimlerden önce yayınlanması planlanan yönetmeliğin ardından başvurular başlayacak

http://www.ghgazete.com/imar-affi-yonetmeliginin-secimlerden-once-yayinlanmasi-bekleniyor
 
Bakanlık düğmeye bastı! İşte imar barışı tarifesi

Bakanlık düğmeye bastı! İşte imar barışı tarifesi

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı imar barışı için düğmeye bastı. Vatandaş ilk adım olarak yapı kayıt formu dolduracak. İşlemler, e-devlet üzerinden ya da bakanlığın kurumları aracılığıyla yapılacak. Ödenecek miktar için emlak ve arsa değerleri toplanıp yüzde 3’ü alınacak. Bakanlığın, emlak değeri için gecekonduya tespit ettiği fiyat 600 lira. Apartman dairesi, alışveriş merkezi ve otel de fiyat artacak.

http://www.ghgazete.com/bakanlik-dugmeye-basti-iste-imar-barisi-tarifesi
 
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı imar barışı için düğmeye bastı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı imar barışı için düğmeye bastı

Bakanlık imar affı tarifesini hazırladı. Buan göre vatandaş ilk adım olarak yapı kayıt formu dolduracak. İşlemler, e-devlet üzerinden ya da bakanlığın kurumları aracılığıyla yapılacak...

http://www.ghgazete.com/cevre-ve-sehircilik-bakanligi-imar-barisi-icin-dugmeye-basti
 
Anayasa Mahkemesi'nin Hukuki Kamulaştırmasız El Atma Davalarına İlişkin İptal Kararı

Anayasa Mahkemesi'nin Hukuki Kamulaştırmasız El Atma Davalarına İlişkin İptal Kararı

Hukuki kamulaştırmasız el atma davalarını tekrardan yargımızın gündemine alacak bu önemli kararın tamamını siz değerli okuyucularımıza sunuyoruz.

http://www.ghgazete.com/anayasa-mahkemesinin-hukuki-kamulastirmasiz-el-atma-davalarina-iliskin-iptal-karari
 
Bakan Özhaseki 'imar barışı'nın detaylarını açıkladı

Bakan Özhaseki 'imar barışı'nın detaylarını açıkladı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki, kamuoyunda "İmar Barışı" olarak bilinen ve 13 milyon konutun imar ve iskan sorununu çözmesi hedeflenen Yapı Kayıt Belgesi verilmesine ilişkin detayları açıkladı.

http://www.ghgazete.com/bakan-ozhaseki-imar-barisinin-detaylarini-acikladi
 
İmar Barışı'nın tüm detayları

İmar Barışı'nın tüm detayları

İmar Barışı yönetmeliğinin detaylarına SABAH ulaştı. Bugün Resmi Gazete'de yayımlanacak yönetmelikle süreç başlıyor. İşte merak edilenler

http://www.ghgazete.com/imar-barisinin-tum-detaylari
 
Vatandaş iskan için ne kadar ödeyecek?

Vatandaş iskan için ne kadar ödeyecek?

Milyonlarca vatandaşın beklediği imar sorunu çözüme kavuşuyor. Müracaatlar yarından itibaren 31 Ekim'e kadar yapılabilecek. Vatandaş yapı kayıt bedeli için ortalama 2 bin 880 lira ödeyecek

http://www.ghgazete.com/vatandas-iskan-icin-ne-kadar-odeyecek
 
İmar barışı için başvurular yarın başlıyor

İmar barışı için başvurular yarın başlıyor

Konutlarda imar ve iskân sorununu çözmesi hedeflenen imar barışı için başvurular yarın başlıyor

http://www.ghgazete.com/imar-barisi-icin-basvurular-yarin-basliyor
 
İmar affı başvuruları başladı! İşte imar affı sorunları üretilecek çözümler

İmar affı başvuruları başladı! İşte imar affı sorunları üretilecek çözümler

İskânı olmayan yapıları yasal hale getirecek Yapı Kayıt Belgesi’ne başvurular bugün başlıyor. Gayrimenkul Hukuku Derneği Başkanı Ali Güvenç Kiraz ile vatandaşların hangi durumda nasıl bir yol izleyeceğini inceledik. Ortaya 4 senaryo çıktı. Gazete Habertürk'ten Erdem Aktürk'ün haberi...

http://www.ghgazete.com/imar-affi-basvurulari-basladi-iste-imar-affi-sorunlari-uretilecek-cozumler
 
Maliye Bakanı tarım arazileriyle ilgili önemli değişikliği açıkladı

Maliye Bakanı tarım arazileriyle ilgili önemli değişikliği açıkladı

Maliye Bakanı Naci Ağbal, belediye sınırlarında meydana gelen değişiklikler nedeniyle şehir içinde kalan, Hazineye ait olan ancak vatandaşlarca ecrimisil ödenerek kullanılan tarım arazilerini, talepleri halinde kullanıcılarına satacaklarını belirterek, "Belediye mücavir alan sınırları içerisinde kalan ancak halihazırda tarım yapılan bu arazileri alan vatandaşlarımızın mülkiyet sorununu bu yolla çözüme kavuşturacağız." dedi.

http://www.ghgazete.com/maliye-bakani-tarim-arazileriyle-ilgili-onemli-degisikligi-acikladi
 
 
REKLAM 1
 
3WTURK CMS v7.03WTURK CMS v7.0